DORZE KABİLESİ

Karaya dönüp, arabamıza bindik ve Dorze kabilesinin yaşadığı köylerden birisini ziyaret etmek üzere yola çıktık. Köy Arba Minch şehrine çok yakın. Toprak bir yoldan yaklaşık 45 dakika gittikten sonra köye varılıyor. Bu köyün özelliği geçmiş zamanlarda, avcılar ve köylüler henüz fillerin tamamını yok etmeden önce, bu güzel hayvanların bedenlerini çağrıştıran evlerde oturuyor olmaları. Bir başka efsane de; filler yok olunca onların anısına evlerini böyle yaptıkları şeklinde. Her iki versiyonunda ortak paydası fillerin soylarının Etiyopya da tüketilmiş olması.

DORZE KABİLESİ EVİ

Dorze kabilesi, genel olarak Arba Minch ve Chencha şehirlerinin yakınlarında yerleşik olan yaklaşık 30.000 nüfuslu bir kabiledir. Omo nehrinin kıyılarından Abaya gölüne kadar hakim olan 2.600 mt. yükseklikteki yaylalarda köylerini kurmuşlardır. Geçmişte savaşçı bir kabil olarak bilinirken, uzun bir zamandır tarımi hayvancılık ve dokumacılıkla uğraşmaktadırlar.

Dorzelerin bu bölgeye ne zaman geldiklerine dair yazılı bir belge olmamasına rağmen nesillerin bir birine aktardığı sözlü tarihe göre 15-16.yy da geldikleri sanılıyor. Dorzeler farklı yerlerden gelip bu bölgeye ( Gamo Platosu) yerleşmiş yaklaşık ayrı 25 klanken, yıllar içerisinde birlik olup, savunma, evlilk, tarım ve ritüeller gibi konularda birlik olabilmeyi başarmışlardır.

Dorze kabileleri üyelerinin büyük çoğunluğu bu gün ” Kıpti Ortodoks”luğu tercih etmişlerdir ve bu konuda tutucudurlar. Ancak misyonerlik faaliyetlerine maruz kalmadan önce Omo Vadisindeki diğer kabilelerin çoğu gibi ” animist” tiler ve geleneksel inançları takip ettiler. Animizm, İnsanların, hayvanların, bitkilerin, eşyaların kısacası doğada ve yaşamın içerisindeki her şeyin bir ruhu olduğuna, insanların ve diğer tüm bu unsurların, ölümle yok olmadıklarına, ancak bir birinin bedenine geçerek hayatın sürdüğüne inanırlar. Animizmin, insan, hayvan ve eşyaların ruhlarına hükmetmek için ” sihir ve büyü” talimatlarını kullanır. ( Freud, Totem ve Tabu sf.118) temel felsefe bu olmasının dışında kabilelerin veya Animist toplumların ritüelleri , totemleri ve büyü yöntemlerinin farklı olduğu da bir başka gerçek. Daha önceki yıllarda ziyaret ettiğim bir başka Afrika ülkesi Guinea-Bissau‘nun toplam 88 adadan oluşan Archipel des Bijagos takım adalarında yaşayan animist kabilelerin ritüelleri, inanışlar farklıydı. O adaları bir kraliçe yönetiyordu, köyün ortasında ve bazı evlerin önünde totemleri vardı. İneklerini, keçilerini yemiyor, protein ihtiyaçlarını midyelerden karşılıyorlardı. Öldükten sonra ruhlarının başka bir insana değil, bir öküze geçeceğine inanıyorlardı. Keza Omo vadisinde ziyaret etiğimiz başka bir kabile olan Konso kabilesinde de ritüeller farklıydı. Onlar ölülülerinin ruhları için evlerinin bahçelerine ahşap ve ” Waga “ adını verdikleri heykelcikler dikiyorlardı.

Konso kabilesi yazısı için tıklayınız.

Waaqeffannaa inanışı yazısı için tıklayınız.

Animizm yazısı için tıklayınız.

Dorze kabilesi halkı Tawa adlı ” dünyanın en üstün yaratıcısı” olduğunu düşündükleri bir güce inanırlardı. Tawa çeşitli yöntemlerle erkeklerle iletişim kurardı ve bunların ilahi güçleri olurdu. Kabiledeki hastalık, kuraklık, üretim ve doğal afetlerle onlar mücadele ederlerdi. Dorzelerde tüm animist toplumlar gibi insan, doğa ve eşyanın ayrı bir ruhu olduğuna inanırlardı.

Köyün girişinde, soldaki bir araziye bu evlerden bir kaç tane yapmışlar, misafirhane olarak kiralamaya başlamışlar.  Evin kapısından içeriye girdiğinizde sağda ve solda birer yatağın ancak sığdığı bir bölüm var.  ( Filin kafası gibi olan yer ) Bu iki yatağın arasından diğer ve esas odaya geçiliyor. Bu oda oldukça büyük ( yani filin gövde kısmı) aileler kalabalık olduğu için esas yaşanan bölüm burası oluyor. Normal günlerde evin dışında yakılan ateş, yağmurlu günlerde evin içinde yakılıyor. Yemekler bu ateşte pişiriliyor. Evin ineği veya keçisi de burada yaşıyor. Hayvanlar, 2600 mt yükseklerde yaşayan Dorzelerin kış aylarında evlerinin sıcak olmasına yararı oluyor. Ancak bulaşıklar için lavabo, musluk, su filan göremedim. Tuvalet diye kullanılan sazdan barakalar ve tavuk kümesleri evin avlusunda bulunuyor. Ayrıca, kahve, muz, yalancı muz ağacı ( enset) , sebze, sorgum ve mısır ekiyorlar. 

Dorze kabilesinin kadınları aile içerisindeki sorumlulukların çoğuna yerine getiriyorlar. Çocuklara bakıyor, yemek yapıyor, yakacak odun topluyor, ekmek yapımı için enset ağacını işliyor. Ayrıca yün eğiriyorlar ve eğirdikleri yünü, köklerden , bitkilerden veya taşlardan elde ettikleri boyalarla boyuyorlar. Bu yünlerden de erkeklerle beraber renkli şallar, örtüler ve şapkalar yapıyorlar.

Erkekler zamanlarının çoğunu tarlalarda geçiriyorlar. Ayrıca kulübelerin yapımı ve onarımı da onlara aittir.

Cenaze töremleri tüm köyün katılımı ile yapılır. Şarkılar söylenir, danslar edilir. Bu şarkılar ve danslar ölümü yenme ve ölenlere saygılarını gösterme anlamına gelir.

Düğün törenleri diğer kabilelerde olduğu zorlu bir yarış gerektirmez. Koca evlenmek istediği kızın evine gider, saygısını gösterir, büyüklerin dizlerini öper ve kız evinden ayrılır.

DORZE KÖYÜNDE ÜRETİLEN ÖRTÜLER

DORZE KÖYÜNDE ÜRETİLEN ŞAPKALAR

Evleri yüksek bambu ve tahta direkler üzerine yapıyorlar, ortaya uzun, yanlara ondan daha kısa direklerle iskeletini hazırlıyorlar. Ancak bu direklerin tamamı standart yüksekliğin üzerinde. Sebebi ise yıllar içerisinde direk diplerine yerleşen “ termitlerin” kemirerek evi gittikçe daha basık hale getirmeleri. Daha sonra bu iskeletin üzeri yalancı muz ağacı yaprakları, çalılar ve uzun otlarla şekillendirilip fil görüntüsü izlenimi verecek hale getiriliyor. Termit yazısı için tıklayınız.

Bir çok köyde olduğu gibi bu köyde de arıcılık yapılıyor. Yöntem bizim alıştığımızın biraz dışında. Yüksek akasya ağaçlarına, bizde yayık yapmakta kullanılan uzun tahta silindirlere benzer kovanlar asarak bal üretimi yapıyorlar. Bu silindirlerin üzerine delikler açılıyor, etrafına bağlanan bir halat vasıtasıyla ağacın en tepesine kadar çıkartılıp, oraya sabitleniyorlar. Arılar o küçük deliklerden gire, çıka kovanı yapıp, balı da oluşturuyorlar. Köylüler toplamak istediklerinde silindirin yandaki kapağını açıp, yanan  bir çalıyı içeriye tutuyorlar, duman arıların hızla çıkmasını sağlıyor. Hemen balı toplayıp, kovanı tekrar yerine asıyorlar.

ARI KOVANLARI



ENSET AĞAÇLARI

Enset ağaçları (Ensete Ventricosum) bitkiye uzaktan bakıldığında yaprakları ve gövde şekliyle muz ağacına çok benzer. Ancak bu ağacın muz gibi bir meyvesi olmaz. O nedenle bu bitkiye ” yalancı muz ağacı ” veya Habeş muzu da denir. Etiyopyada yaklaşık nüfusun % 25’i bu bitkiyi üreterek beslenir.

Bu bitkinin yaprakları klübelerin çatılarını yapmakta, pişirilecek yiyecekleri sarıp ateşin üzerine koyup, pişirmekte kullanılır. Gövde her bir yaprağın birbirine sarılmasıyla oluşur. bildiğiniz ağaç gövdesi gibi değil, soğanın yumrusu gibi oluşur. Yemeklerin yanında tükettikleri lavaş bu bitkinin kökünün işleme tabi tutulması sonucu yapılır. Şöyleki;

Ekmek yerine ise adına Kocho “ Koço” dedikleri lavaş benzeri bir yiyecek yapılıyor. Yalancı muz ağacının dallarının en dışta kalanını toprakla birleştiği kalın ve etli kısmından kesiyorlar, iç kısmı dışarıya gelecek şekilde bi tahta direğe veya ağaca yukarıdan sabitliyorlar. Ardından tarak gibi dişli sert bir tahta veya metalle yaprağın içini sıyırıyorlar. Çıkan beyaz kıvamlı püreyi bir kestiklerin dalın yaprağına sarıyorlar. Daha önceden açılmış bulunan bir çukura bu yapraklara sarılı püreyi gömüyorlar. Sıyrılan yaprakların posalarını atmıyorlar, onları ayrıca kurutup lifler haline getiriyorlar, sonra örüyorlar, ip ve halat yapıyorlar.

YAPRAK SIYIRMA

EKMEĞİN PÜRESİ

Yaklaşık 40-60 gün civarında toprakta kalan bu püre fermente olup, üretime hazır hale geliyor.  Topraktan çıkartılan fermente olmuş püreyi kadınlar bıçakla iyice ince bir kıvama gelinceye kadar kıyıyorlar, sonra az bir suyla karıştırıp yoğuruyorlar. İstenen yoğunluğa geldiğinde biraz ileride yaktıkları ateşin üstünde ısınmakta olan saçın üzerine belli bir ölçüde dökerek pişiriyorlar. Hazırlanan hamur bitinceye kadar ekmek ( lavaş ) üretimi devam ediyor.

KOCHO PİŞİRİLMEK ÜZERE
Sağ tarafta budanmış Enset ağacı, onun üzerinde ip yapımında kullanılacak lifler

Darı veya Sorgum ( süpürge darısı ) üretimi yapılan bölgelerde lavaşlar, Sorgum tohumları öğütülerek fermente edilen hamurlardan yapılıyor ve daha lezzetli oluyorlar. Bunlardan yapılan lavaşlara injera, injera ile yapılan etli yemeğe de Tibs deniyor.

Tibs, kızarmış lahana, havuç ve patates, köri ve kırmızı mercimek ile keçi veya domuz etinin karıştırıldığı bir yemek. En alta İnjera seriliyor, üzerine bu karışım konuyor, İnjera yanlardan yemeğin üzerine örtülüyor, bohça şeklinde büyük bir tabağın içinde servis ediliyor. Yemekler genellikle kalabalık olarak ve elle yeniliyor.

Ayrıca bu hamurun içine doğranarak yapılan ve genellikle sabahları tüketilen Firfir yemeğini de deneyebilirsiniz.

TİPS YEMEĞİ

Köyün yaşamını gözlemleyip, örtü üretimini, ekmek yapımını, evler hakkındaki bilgileri ve evlerin içlerini inceledikten sonra, etrafımızı sarmış bulunan hediyelik eşya, kolye , kumaş ve diğer objeleri satmaya çalışan çocuklarla beraber, geleneksel kabile danslarının yapılacağı, yerel ürünlerin tanıtılacağı avluya girdik. Az önce ekmek yapan kadınlar, yün eğiren kadın, bez dokuyan adam, rehberlik yapan genç çocuk ve köydeki diğer insanlardan oluşan dans topluluğu davullar ve şarkılar eşliğinde danslarını yaptılar, seyircileri de aralarına alarak gösteriyi bitirdiler.

DORZE KABİLESİ DANSLARI

Bu ritüelin öncesinde içki ikramında da bulundular. Arake adını verdikleri alkol oranı gayet yüksek mısır, sarımsak, sanıyorum bal ve bir kaç şeyi daha karıştırıp ürettikleri bir içki bu. Dorze kabilesi ile içki içerken, içkiyi sunan, kadehini kaldırıyor ve “ yo,yo,yoooo” diye  bağırıyor, cevaben sizin de “ yo,yooo” diye bağırarak içkinizi içmenizi bekliyor.

Etiyopyada ki en önemli ritüel ve aynı zamanda en önemli içeceğin “ kahve “ olduğunu Addis Ababaya indiğimiz andan itibaren anlamıştık. Tüm toplum için çok gurur duydukları ve çok tükettikleri bir içecek. Kahvenin vatanının Etiyopya olması da bu bu kadar önemsenmesinin başka bir sebebi diye düşünüyorum. Kahve pişirilmesi ve sunulması insanın bulunduğu her yerde yapılan bir iş. Neredeyse şehir ve kasabalarda üç dükkandan biri kahveci. Kömür ateşi yanan tuğla bir mangal, kahvenin konulduğu bir kavanoz, önünde artık yerel bir forma kavuşmuş kahve fincanları. Kahve istendiğinde hemen geliyor. Kahve bizdeki gibi telveli değil, ancak fincanlar bizdeki fincanları çok andırıyor. Bir de ateşi yakarken içerisine reçineye benzer bir madde atıyorlar, adı“ frankincense” bizdeki Sığla ağacının reçinesinden üretiliyor. Bu reçine odunun dumanına karışıyor ve çok hoş bir koku çıkartıyor.

Dorze kabilesi ziyaretimizin sonuna gelmiştik. Pazarlıkla bir kaç kolye alıp Arba Minch’e doğru yola çıktık. Derik oteldeki odalarımıza yerleşmeden önce akşam yemeğimizi başka bir yerde yiyerek yorgun bir şekilde odalarımıza çekildik. Yağmur mevsiminin sonuna yaklaşmıştık. Etiyopyanın güneyi, yani Omo vadisi Sıtma açısından riskli bir bölge. O nedenle hem sıtma ilacı kullanıp, hemde kendimize çok dikkat ediyoruz. Uzun kollu giysiler, pantalon, boyuna bandana ve sinek kovucu  taşıyoruz. Ben ayrıca odalar ve kalacağımız çadırın içine sıkmak için kokusuz sinek spreyi getirmiştim. Sıtma olmasa bile odamda vızıldayan sinekler beni uyutmadığından yatmadan önce mutlaka sıkıyordum. Kaldığımız odada buna rağmen tek, tük de olsa sinek vardı, ilacımızı tekrar sıkıp, yattık.

Etiyopya gezileriniz için WISDOM turu tercih edebilirsiniz.https://wisdomethiopiatours.com/

ADDİS ABABA’DAN TURMİ’YE ETİYOPYA yazısı için tıklayınız

ARBA MİNCH-ABAYA-CHAMO GÖLLERİ KANAL GEZİSİ yazısı için tıklayınız

DORZE KABİLESİ yazısı için tıklayınız.

JİNKA-KEY AFER PAZARI yazısı için tıklayınız.

JİNKA yazısı için tıklayınız.

ARİ KABİLESİ KÖYÜ yazısı için tıklayınız.

DİMEKA PAZARI yazısı için tıklayınız.

TURMİ-OMO VADİSİNİN TAM ORTASI yazısı için tıklayınız.

KARA/KARO KABİLESİ yazısı için tıklayınız.

HAMAR/HAMER KABİLESİ KÖYÜNDE yazısı için tıklayınız.

DASSANECH KABİLESİ yazısı için tıklayınız.

ÖKÜZDEN ATLAMA-HAMAR EVLİLİK TÖRENİ yazısı için tıklayınız.

KONSO KABİLESİ-WAAQAA yazısı için tıklayınız.

ALAWA KÖYÜ yazısı için tıklayınız.

AWASHA ULUSAL PARKI yazısı için tıklayınız.

2 geri izleme / bildirim

  1. ARBA MİNCH-ABAYA-CHAMO GÖLLERİ KANAL GEZİSİ – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  2. ADDİS ABABA’DAN TURMİ’YE ETİYOPYA – TARIK HOTAMIŞLIGİL

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*