ADDİS ABABA’DAN TURMİ’YE ETİYOPYA

Gezdiğim her ülke bana az veya çok bir şeyler katmıştır. Ancak bazı ülkeler sadece bir şeyler katmakla kalmamış, dünyada yaşananlar, inançlar, tarih, sosyal yaşam ve efsanelerle ilgili de pek çok şey öğrenmeme, binlerce sayfa yeni bilgiyi okumama, araştırmama neden olmuştur.

Andaman- Nicobar takım adalarının nerede olduğunu bile bilmezken, henüz hiç medeniyetle tanışmamış avcı-toplayıcı bir kaç kabilenin o adalarda yaşadıklarını ve daha sonra paylaşacağım detay bilgileri bu sayede öğrendim. Küba ile ilgili Che Guevarayı ve Fidel Castroyu ezbere bilirken güler yüzlü Cienfuegos’u ve her parkta, her meydanda heykeli olmasına şaşırdığım Jose Marti‘nin hem bir kahraman, hem de en sevdiğim Guantanamera şarkısının söz yazarı olduğunu da bu sayede öğrendim. Katmandu, Varanasi, Jaipur, Hinduizm, Ganj nehri, Budizm, Hint masalları, efsaneler, Uganda, Ruanda, Soykırımın gerçek yüzü, dağ gorilleri, Jane Fossey, Sri Lanka, Tanzanya, Köle Merkezi Zanzibar ve daha bir çokları. Hepsinin öykülerini, tarihini ve farklı dünyalarını öğrenmek beni çok mutlu etmişti.

Eski adı Habeşistan, yeni adı Etiyopya olan bu ülke kültür açısından çok zengin, ayrıca çok kadim kültürlere ev sahipliği yapmış topraklar. Hazreti Muhammedin Medineye yapılacak hicreti, inanlar için tehlikeli bulması üzerine 615 yılında ilk hicret için karar verdiği ülke, Hristiyanlığı resmi olarak devlet dini olarak kabul eden Ermenistandan sonra ikinci ülke ( Kral Ezana-Zazana dönemi).

HARAR ŞEHRİ

Afrikalı yahudilerin ( Falaşalar) yaşadığı Sudandan sonra ikinci ülke. Rastafaryanizmin kabul gördüğü ve Kutsal kişisi Haile Selassie’nin uzun yıllar krallık yaptığı ülke. Seba/Saba Melikesi Belkıs’ın yaşadığı var sayılan ülke, Güneyde Omo vadisinde yaklaşık 500.000 kişiden oluşan Hamar, Kara, Mursi, Suri, Konso ve Benna başta olmak üzere çoğu Animist veya Waaqaa dinlerine inanan bir çok pastoralist kabileye ev sahipliği yapan bir ülke. Gelada Maymunları , Etiyopya kurtları, Dikdik antilobu gibi endemik canlı türlerini barındıran kuzeyi yeşil, güneyi ise genellikle sıcak ve kurak ama aynı zamanda da Mavi Nil’in doğduğu bir ülke.

HAMAR KABİLESİ

Kısacası Etiyopyadan da çok şey öğrenmek, öğrendiklerinize şaşırmak, öğrendiklerinizle zenginleşmek mümkündür. Tabi ki bu ülkeler Avrupa ülkeleri veya Amerikayı gezmek konforunda değildir. Geçmişte Avrupa, Amerika, şimdilerde ise Çin Emperyalizminin hem kaynaklarını hem de geleceklerini kuruttukları bu ülkelerde seyahat koşulları her geçen gün iyiye doğru gitmesine rağmen, konfor arayanlar için uygun değildir. Bu ülkelerden zevk alabilmek ve keyifle gezebilmek için bu arayışınızı minimum’a indirmek gerektiğini baştan kabul etmeniz gerekmektedir.

Addis Ababa’dan çıkış- yolculuk başlıyor

Etiyopya’ya yolculuğumuz, İstanbul’dan kalkan THY ile 18.20 Uçağıyla başlamıştı. Yaklaşık 5.5 saat süren güzel bir uçuştan sonra Saat 23.45 de Addis Ababa’ya inmiştik. İşlemler ve ardından bavulların gelmesi beklediğimizden hızlı olmuştu. Bizi karşılayan rehberimiz Mirell yolda ertesi günkü programı anlatırken şehir içerisinde yol alıyor ve otele doğru ilerliyorduk. Hava kararmıştı, havaalanı yakınlarında mütevazi bir otele  yerleştik. Sabah erkenden yola çıkıp, Addis Ababa’nın herkes tarafından bilinen, keşmekeşi meşhur sabah trafiğine kalmak istemiyorduk. Ayrıca ilk hedefimiz olan Arba Minch’ e kadar da 512 km yolumuz vardı, hemen yattık.

Sabah ,hafif bir kahvaltının ardından arabaya bindiğimizde yağmur çiseliyordu, trafik yoğunluğu da artmaya başlamıştı. Tabi bu karmaşaya trafik denilebilirse. Yollar dar, sağı, solu toprak , yolun altında kalan toprak banketler var. Normal yoldan gidenler kadar yanlardan gitmeye çalışan arabalar, yolcu taşıyan dolmuşlar her yanı sarmış durumdalar. Dört yol ağızları tam bir facia. Polis çaresiz kalıyor. Ancak, sürücüler buna alışmış, ben de araba yavaş, yavaş giderken etrafı görebildiğim için biraz memnun ve sessizim. Hiç söylenmeden zar, zor bir buçuk saatte şehrin dışına çıkabildik.

Ana yol diye kullandıkları yol, iki şeritli dar ve bakımsız bir yol. Hız sınırlamasına tüm sürücüler mecburen uyum sağlıyor. Yolun başında çok yoğunluklu olmamasına rağmen yine de görmeye alışmadığımız kadar çok keçi ve inek yollarda güdülüyor, arabalar bu nedenle de hızlı gidemiyorlar. İlk durağımız Tiya kasabasına ıslak bir havada vardık. Neyse ki yağmur sürekli değildi. Tiya’ya vardığımızda iyice yavaşlamıştı. Derme çatma bir kapıdan arabayı sokup, rehberimiz koştu ve biletlerimizi aldı, tarihi bölgeye gelmiştik. Kısa bir yürüyüşten sonra bölgeye girdik.

TİYA STELAE FİELD

Addis Ababa’nın yaklaşık 80 km güneyinde yer alan küçük bir kasaba Tiya.  Kendisi küçük olmasına rağmen sınırları içerisinde yer alan arkeolojik, megalitik/monolitik kalıntılar nedeniyle 1972 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Alanı olarak tescil edilmiş.  Bu kadar değerli kalıntıların ana yolun kenarında, etrafı basit tellerle çevrili ve korumasız bir yer olduğuna insan şaşırmadan edemiyor.

Tiya kasabasının bulunduğu Soddo bölgesinde bu güne kadar bulunmuş yaklaşık 160 arkeolojik sit alanının arasında en önemlilerinden biri  Tiya kalıntılarıymış , çoğu deşifre edilmesi zor veya edilememiş farklı tiplerde sembollerle kaplı 32 oymalı stelin bulunduğu 36 anıt bu küçük alanda toplanmış. Stellerin M.S. 1200-1400 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır.

TİYASTELLER

Bölgede üç tür büyük stel (yekpare taş anıt) vardır. Bunlar; Antropomorfik, Fallik ve Antropomorfik ve/veya Fallik olmayan stellermiş.

Antropomorfik stelalar insan formu verilenler, Fallik stelalar uzun ince yapılar,diğer grup ise ne Antropofotmik, ne de Fallik sınıfa girmeyen düz anıtlardır. Ancak yine de diğer Megalitler ( büyük anıt taşlar) ile aynı temel forma girerler.

Anıtların her birinin üzeri yalancı muz ağacı, kılıçlar ve insan figürlerini andıran şekiller ve diger sembollerle süslenmiş, anlamlandırılmış. Rehberimiz bunların bir kısmının ne anlama geldiğinin tahmin edildiğini, bir kısmının ise halen araştırıldığını anlattı.

Anıtlar çeşitli  formlarda olduğu gibi , çeşitli yüksekliklerde de  Anıtların yükseklikleri 5 metre yüksekliğe kadar ulaşıyor. Tiyada ki anıt taşların üzerinde bulunan en yaygın oymalar kılıçlardır. Bu kılıçların her birinin  bölgeye gömülmüş insan sayısını veya orada gömülü olan savaşçının öldürdüğü insan sayısını gösterdiği sanılmaktadır.

TİYA

Bazı oymalar, insanların şematik gösterimlerini andırır.  Oyulmuş halkaların kadın memelerini, diğer oymaların insan vücudu parçalarını veya insanların kullandıkları aletleri şematize ettiği düşünülmektedir.

TİYASTELLER

Girişte iki sıra halinde ve çeşitli en ve boylarda olan bu taş anıtların üzerlerindeki semboller ilginç gelmişti. Pagan sembollerini de andıran bu semboller hala tam anlamıyla keşfedilmiş değil. Bir süre bu anıt taşları izleyip, fotoğraflarını çektik. Biraz ileride 3-4 taşın daha olduğu yöre doğru ilerledik. O bölgedeki taşlar daha sade ve gösterişsizdi.

Çıkışa doğru giderken arabamızın yanında iki tane genç yerel bir ayak dansı yapıyorlardı. Alp onları hemen filme aldı. Yolculuğumuz güzel bir bölgeyi ziyaret ederek başlamıştı. Yol boyu Tiya’da gördüklerimizle ilgili fikir yürüttük, rehberi sorguladık.

Buradan sonraki durağımız yemek yemek ve kahve içmek üzere Silt’e kasabasıydı. Tiya’dan yaklaşık 2 saat kadar yol aldıktan sonra kasabanın tam ortasında, dört yol ağzında, temiz bir restoran mola yerimiz olmuştu. Suyun güvenilir olmamasından dolayı yemek seçerken pişmiş yiyecekleri veya avokado gibi yıkanması gerekmeyen sebzeleri seçiyorduk. Bir de en güvendiğimiz pişmiş yemek olarak tabi ki tavuk yemeklerini tercih ediyorduk. Ayrıca muz ve mango da yediklerimiz arasında önemli bir yer tutuyordu. Kahvaltıda en önemli gıda ise yumurtaydı. İstanbuldan beyaz peynir ve zeytin götürmüştüm. Uzun süre kahvaltılarımıza destek olmuşlardı. Tüm Afrika coğrafyasında kahvaltı kültürü bizim alıştığımız çeşitlilikte değil. Zeytin ve peynir yok , domates pek çok yerde bulunmuyor. Hem mevsimsel, hem de yetiştirilmiyor. Tereyağ ve bal var. Bal Etiyopyada çok doğal , çok lezzetli ve çok çeşitli. Aynı şekilde kahvesi de çok güzel, her yerde kahve tezgahları var. Toplumun her kesimine hitap ediyor. Neredeyse üç barakadan bir tanesi kahve tezgahı. Kahveyi pişirmek için bir mangalları var, o mangalda etraftakileri duman kokusu rahatsız etmemesi için ” Frankincense” adında bir ağacın ( bizde ki Sığla ağacı ) reçinesinin parçalarını koyuyorlar, o da çok güzel bir koku çıkartıyor. Mangalın üzerinde toprak bir ibrikte kahve kaynatılıyor, bizim kahve fincanlarının az büyüğü ve sapı olmayan bir fincanda servis ediliyor.

KAHVE TEZGAHI

Yemeğimizi yedik, kahvemizi içtik ve Abaya ve Chamo gölünün kıyısında kurulu olan ARBA MINCH şehrine doğru yola çıktık. Addis Ababa’dan yola çıktığımızdan tam 11 saat sonra Arba Minch’e varmış ve kalacağımız Derik Otelin kapısına gelmiştik. Şehrin içerisinde vasat bir oteldi. Eşyalarımızı bıraktık. Yanımda getirdiğim kokusuz sinek ilacıyla tüm odayı ilaçlayıp, yemek için dışarıya çıktık. Etiyopya sıtma hastalığı açısından aktif bir ülke. O nedenle yola çıkmadan önce Karaköydeki ” Hudut ve Sahiller Sağlık Müdürlüğüne ” uğrayıp, seyahat boyunca kullanmak üzere sıtma ilacı almıştık. Bu ilaç riskli bölgelere gidenlere bedava veriliyor. Yola çıkmadan bir gün önce içmeye başlıyorsunuz, döndükten bir hafta sonraya kadar her gün bir tane içerek kürü sonlandırıyorsunuz. Tabi ki bu ilacı alacak olanların, böyle coğrafyalara yolculuk planlamadan önce sağlık durumlarını doktorlarıyla konuşmalarında yarar olacağı düşüncesindeyim.

Etiyopya gezileriniz için WISDOM turu tercih edebilirsiniz.https://wisdomethiopiatours.com/

ADDİS ABABA’DAN TURMİ’YE ETİYOPYA yazısı için tıklayınız

ARBA MİNCH-ABAYA-CHAMO GÖLLERİ KANAL GEZİSİ yazısı için tıklayınız

DORZE KABİLESİ yazısı için tıklayınız.

JİNKA-KEY AFER PAZARI yazısı için tıklayınız.

JİNKA yazısı için tıklayınız.

ARİ KABİLESİ KÖYÜ yazısı için tıklayınız.

DİMEKA PAZARI yazısı için tıklayınız.

TURMİ-OMO VADİSİNİN TAM ORTASI yazısı için tıklayınız.

KARA/KARO KABİLESİ yazısı için tıklayınız.

HAMAR/HAMER KABİLESİ KÖYÜNDE yazısı için tıklayınız.

DASSANECH KABİLESİ yazısı için tıklayınız.

ÖKÜZDEN ATLAMA-HAMAR EVLİLİK TÖRENİ yazısı için tıklayınız.

KONSO KABİLESİ-WAAQAA yazısı için tıklayınız.

ALAWA KÖYÜ yazısı için tıklayınız.

AWASHA ULUSAL PARKI yazısı için tıklayınız.

2 yorum

11 geri izleme / bildirim

  1. AWASHA ULUSAL PARKI – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  2. ARBA MİNCH-ABAYA-CHAMO GÖLLERİ KANAL GEZİSİ – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  3. DORZE KABİLESİ – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  4. JİNKA-KEY AFER PAZARI – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  5. JİNKA – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  6. ARİ KABİLESİ KÖYÜ – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  7. KARA/KARO KABİLESİ – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  8. HAMAR/HAMER KABİLESİ KÖYÜNDE – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  9. ÖKÜZDEN ATLAMA-HAMAR EVLİLİK TÖRENİ – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  10. KONSO KABİLESİ-WAAQAA – TARIK HOTAMIŞLIGİL
  11. MARABU KUŞU (Leptoptilos Crumenifer ) – TARIK HOTAMIŞLIGİL

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*