ADDİS ABABA-ETİYOPYA

Etiyopya’ya gitmeyi uzun yıllardır hayal ediyordum. İtiraf edeyim ki bende merak uyandıran, heyecanlandıran ve bu yolculuğu yapmaya iten nedenlerden ilk’i Omo vadisinde yaşayan kabileler, ikincisi ise Afrika da zaman geçirme heyecanıydı.

Yolculuğa çıkmadan çok önce Figen Gündüz Letaconnoux’nun Etiyopya anılarını yazdığı kitabını okumuştum. O kitapta da en çok Omo vadisini okumaya, detayları kaçırmamaya dikkat etmiştim. Yolculuğuma az bir zaman kala kendisiyle yazışmış, bana yazdığı dostça önerilerini not etmiştim. Jinka ve Dimeka kasabalarındaki kabile pazarlarını da onun sayesinde öğrenip, görebilmiştim. Omo vadisi ziyaretleri ve Addis Ababa’dan Arba Minch’e, oradan Jinka’ya ve Turmiye uzanan 706 km uzunluğundaki gidiş, Turmiden de tekrar Arba Minch, Alaba Kulito, Ziway ve Adama üzerinden Addis Ababa’ya dönüş yaptığımız 776 km araba yolculuğunda Omo vadisi dışındaki yaşamada yakından şahit olmuştum.

ADDİS ABABA- TURMİ YOL HARİTASI

Addis Ababa da Mescel törenlerini izleme imkanı bulduğumuzda, bu ülkenin tarihini daha iyi incelemem ve bu ülkeyi daha “sakin” keşfetmem gerektiğini anlamış, daha önce bunu yapmadığıma pişman olmuştum. Hele Lalibelayı görünce pişmanlıktan vaz geçip, bu ülkeye tekrar gelmem gerektiğine karar vermiştim. (Lalibela İçin Tıklayınız)

LALİBELA

ETİYOPYA HAKKINDA

Günümüz dünyasında Etiyopya olarak adlandırılan bölgeye tarih boyunca farklı isimler verilmiştir. Bu isimlerin bir kısmı zaman, zaman kullanılmaya devam edilmektedir. Abyssinia ismi Habeş kelimesinin karşılığıdır. Habeşistan tanımlaması ise ” yanık yüzlülerin ülkesi” anlamında, Habeş de o ülkenin yurttaşları anlamında kullanılmıştır. Etiyopya isminin ise Septuagint de ( Tanah’ın Yunanca Tercümesi) Ham’ın oğullarından Kuş’un soyuna Aithiopias ( yanık yüz) adı verilmesinden kaynaklanmış olacağı rivayet edilmektedir.

( Tanah İbranice Kutsal Kitap veya İbrani Kutsal Kitabı, Kutsal Kitap bilimcileri tarafından Tanah’ı tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Çoğunlukla Ahit İbranicesi ve bazı bölümleri de Ahit Aramicesinden oluşmaktadır. )

Ülkenin resmi adı Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyetidir. Federalizm ile yönetilir. Başkenti Addis Ababa olup, yüz ölçümü 1.104.300 km2 dir.

Etiyopya Somali,Kenya,Cibuti,Eritre,Uganda,Güney Sudan ve Sudanla komşudur. Nüfusu 2017 sayımında 105 milyon olarak sayılmıştır.

ETİYOPYA HARİTASI

Etiyopya federal bir cumhuriyettir. Federasyonu oluşturan etnik dağılımlar % 34,4 Oromo, % 6,2 Somali, %6,1 Tigray, % 4 Sidama, %2,5 Gurage, %2,3 Welaita, % 1,7 Hadiya, % 1,7 Afar, % 1,5 Gamo, % 1,3 Gedeo, % 1,3 Silte, %1,2 Kefficho, % 8,8 diğerleridir.

Genel olarak kullanılan diller Oromo, Amharic,Somalice,Tigrinya, İngilizce ve Arapça’dır. Ancak tüm ülkede 70’in üzerinde dil konuşulduğu bilinmektedir. Tüm ülkede geçerli olan dil yaklaşık 2000 yıllık bir geçmişi olan Ge’ez alfabesiyle yazılı olan Amharacadır.

İnançlar açısından da çeşitlilik gösteren Etiyopyada % 43,1 Ortodoks Hristiyan, % 35 civarında Müslüman, % 18,5 Protestan, % 3,4 Animist , Yahudi ( Falaşalar) , Katolik ve diğer yerel dinlere inanlar bulunmaktadır.

Ortalama yaşam süresi 66 yıl olup, kişi başına düşen milli gelir 700 USD civarındadır. % 2,7 nüfus artış oranı olup, 5 yaş altı çocuk ölümleri % 5 civarındadır. Gelişmiş bir sağlık ve Eğitim sistemi halen bulunmamaktadır. Ülkenin Şehirleri genellikle yükseklerde kurulmuş olup, güney bölgesine nazaran daha serin bir iklime sahiptir. 4.600 metre yüksekliğindeki Simien dağları en yüksek dağlarından biridir.

Mart-Nisan ve Haziran-Ağustos ayları en çok yağışın olduğu aylardır. Etiyopyaya gezi planlayacak arkadaşların kuru mevsimi tercih etmeleri uygun olacaktır.

Etiyopyada neredeyse tüm Afrikada olduğu kadar büyük ve küçük baş hayvan bulunmaktadır. Ülkenin içerisinde yol alırken bunu hissetmemek mümkün değildir. O nedenle Hayvancılık ve tarım genel geçim kaynaklarıdır.

1936 yılında başlayıp, 5 yıl süren Mussolini İtalya’sının istilası hariç hiç sömürgeleşmemiş Afrikada tek ülkedir. 1945 yılında Birleşmiş Milletlere üye olmuş, Haile Selassie’nin önderliğinde 1963 yılında Afrika Birliği Örgütünü kurmuştur.

ADDİS ABABA

Etiyopyanın Başkenti Amharca dilinde ” Yeni çiçek ” anlamına gelen Addis Ababa’dır. Deniz seviyesinden 2.400 mt yüksekte kurulmuş olan şehir, dünyanın üçüncü en yüksek başkentidir. Ulusal müze içerik açısından görülmeye değer bir yerdir. Müzede bulunan en önemli şey tabi ki ” Lucy” dir.

Sabah ilk işimiz Ulusal müzeyi ziyaret etmek oldu. Mütevazi bir binada kurulu bulunan müze içindekiler açısından etkileyiciydi. Müze şöyle;

LUCY

1974 yılında Fransız Maurice Taieb ile Amerikalı Paleontolog Donald Johanson’un ekibi Etiyopya’nın Rift Vadisindeki Afar-Hadar bölgesinde yaklaşık üç milyon iki yüz bin yaşında olduğu sanılan 105 cm boyunda tahminen 30-35 kg ağırlığında bir ilk insan fosili bulurlar. ((Australopithecus afarensis) Hominid ( insanımsı) olarak da adlandırılan bu fosil’e o sırada kazı alanında Beatles’in Lucy şarkısı çalmakta olmasının anısına keşfedenleri tarafından Lucy ismi takılır.

LUCY

Lucy tüm dünya için heyecan verici bir keşif olur. Ancak Etiyopyalılar için insanlığın kendi ülkelerinden doğduğuna ve yayıldığına dair inançlarının tescili gibi algılanır. Lucy 9 yıl Amerikanın çeşitli şehirlerinde insanların görüşüne sunulur. Şimdi Etiyopya ulusal müzesinde replikası ziyaret edilebiliyor. Orijinal buluntu ise en alt katta muhafaza ediliyor.

Müzenin içerisinde Rift vadisinin 10 milyon yıllık gelişimine dair bilgiler edinebiliyorsunuz. Ayrıca giriş katında Etiyopyada hüküm sürmüş krallıklara, krallara, kraliçelere, onların giysilerine, kullandıklarına, silahlarına da bakmak ve fikir edinmek mümkün oluyor.

ETİYOPYA ULUSAL MÜZESİ

Şehrin ilk kurulduğu yer bu günkü yerleşim yerinden çok daha yüksektedir. Entoto tepesinde 19. yüzyılda İmparator II. Menelik sarayını kurmuş, şehir oradan aşağılara doğru gelişmiştir. Başlangıçta 3.200 mt. yüksekte kurulan Saraylar ve yönetim merkezleri daha sonra 2.500 mt yükseklikteki bu günkü Addis Ababa’nın kurulu olduğu yere taşınmıştır. Taşınma sebebi o yükseklikte her mevsimin soğuk olması. Ancak kış ayları çok daha soğuk ve ısınmak için gerekli yakacağın temininde karşılaşılan güçlükler. 19 yy. da Avustralyadan getirilen Okaliptus ağaçları hızlı büyümelerine rağmen bu sorunu çözmeye yetmemiş. Ancak zaman içerisinde yaydıkları mentol nedeniyle Addis Ababa’nın havasının güzelleşmesine neden olmuş. II. Menelik’in eşi dağın eteklerinde iklimin daha güzel, sıcak su kaynakları açısından zengin ve etrafı çiçekler içerisinde görünce saraylarını buraya taşımaya karar vermişler. Yeniden kuracakları bu şehire de Amharca’da ” yeni çiçek” anlamına gelen Addis Ababa ismini koymuşlar. Entoto tepesinde halen üç binadan oluşan Eski kraliyet Sarayının kalıntıları ve St. Maryam kilisesi ziyaret edilebiliyor.

ST.MARYAM KİLİSESİ

Ancak saray deyince aklınıza batıda, Hindistanda veya bizim ülkemizde gördüğünüz saraylar gelmesin. Çok sade ve çok mütevazi binalar göreceksiniz. St.Maryam Kilisesinin arka tarafında ahşaptan yapılmış üç bina var. Bunlardan bir tanesi II.Menelik ve eşi Taitu’nun yaşam alanlarının olduğu, diğeri toplantıların ve kabullerin yapıldığı biraz daha büyük, son olarak da misafirlerin kalması için yapılmış küçük bir bina. Binalarda ne taş işçiliği, ne varaklı bezemeler, ne kuleler, ne de sütunlar var. Bu gün baktığınızda hırpalanmış, bakımsız, çatılarında çiçekler açan bir görünümdeler. Kiliselerde yine batıda alıştığımız gibi çok süslü, bol sanat eserli, ihtişamlı binalar değil. Tabi ki insan bunun nedenini sorgulamadan edemiyor. Bu yıllarda Etiyopya Miras Vakfı isimli bir sivil toplum örgütü Entoto tepesini milli park’a çevirmek için uğraş veriyor.

II.MENELİK SARAYI KALINTILARI

Entoto tepesinden dönüşte Kutsal Teslis Katedralini ziyaret etmek istiyorduk. İmparator Haile Selassie ve başka devlet adamlarının da mezarlarının bulunduğu bu kilise Etiyopyada Ortaçağ kiliselerini andıran neredeyse tek kilise.

KUTSAL TESLİS KATEDRALİ

Katedral’e içi ağaçlıklı ve din adamlarının büyük heykellerinin olduğu bir bahçeden geçilerek giriliyor. Ön tarafta Matta, Marcos, Lukka ve Yuhanna’nın heykelleri var. ( Bunlar aynı zamanda kendi adlarıyla anılan dört incilin yazarlarıdır ).

MATTA, MARKOS,LUKKA VE YUHANNA’NIN HEYKELLERİ

Sağ taraftaki küçük kapıdan katedralin içine girilmesine izin veriliyor. Ayakkabılarınızı çıkartıp giriyorsunuz. Süslemeleri çok olmayan, bazı camları vitraylarla süslenmiş ve bir kaç duvar resimi dışında sade sayılabilecek bir ibadethane. Tören davulları burada da karşımıza çıkıyor.

TÖREN DAVULU

Geniş bir koridorun sağı ve soluna oturma sıraları yapılmış, tam karşıda rahiplerin ayini yönettikleri ve dua okudukları kısım var.

KATEDRALİN İÇ KISMI

Katedral ziyaretini tamamlayıp Addis Ababanın yerel çarşısı olan “Addis Merkato” ya doğru yol aldık. Rehberimiz Minyahl gittiğimiz yerin güvenli olmadığını, eşyalarımıza ve paralarımıza dikkat etmemiz gerektiğini söyleyince hafif bir tedirginlik oldu. Neyse ki günlerden pazardı ve gün içerisinde çılgınca kalabalık olan bu yerler oldukça sakindi. Bizler yine de dikkatli bir şekilde dükkanlar girdik, çıktık, bir kaç ufak tefek hediyelik eşya alıp çıktık. İbrahim Afrikada her yerde oynanan Bolee oyunundan aldı. Hatta öğreninceye kadar da dükkan sahibiyle oturdu oynadı.

BOLEE OYUNU

Addis Ababa da kaldığımız günlerde aklımda kalan bir kaç şey oldu. Bunlardan bir tanesi, bal satan bir dükkan. İçerisinde ki bal çeşitliliğini bu güne kadar hiç görmemiş, duymamıştım.

BALCI

Bir diğeri Makush Restoran ve Sanat Galerisi. Yerel yemeklerin yanısıra batı mutfağı da olan, temiz güzel bir yer. İçerisinde de oldukça büyük bir sanat galerisi var. Yod Abyssinia Cultural Restaurant insanların aileleriyle gelip, yemek yerken yerel dans gösterilerini de izleyebildikleri bir gazino. Bizdeki sıra gecelerini anımsatan bir ortam.

YOD ABYSSİNNA

YOD ABYSSİNNA MÜZİSYENLERİ

Toplumun kültürel değerlerini anlamak açısından görülmesi tavsiye edilir bir yer. Son olarak da yerel kahve markası dükkanları olan ” TO.MO.CA ” Cafe. İçerisi sürekli kalabalık, kahveleri de çok lezzetli bir yer.

TO.MO.CA CAFE

TO.MO.CA KAHVE

Etiyopya Güneyinden, kuzeyine, doğusundan, batısına çok değişik kültürleri bünyesinde barındıran çok farklı ve mutlaka görülmesi gereken bir ülke. Geçmişte yaşadığı kıtlıklar, kuraklıklar ve iç karışıklıklarla oluşan ön yargılardan vaz geçip, zaman ayırılması gereken bir ülke.

Dünyada Hristiyanlığı devlet olarak tanıyan ( Ermenistandan sonra) ikinci ülke. Müslümanların ise hicret ettikleri ilk ülke. Harar şehri İslamiyetin en büyük 4. şehri. Kadim bir kültür var, meraklıları için bence çok heyecan verici.

HARAR ŞEHRİ GİRİŞİ

Lalibelada olduğu gibi, Mono blok taştan oyulmuş yer altı kiliselerinin olduğu tek ülke. Efsanelerin, öykülerin, çok eski bir tarihin olduğu, kültürel zenginliklerinin bol olduğu bir ülke. Koşarak değil, sindire, sindire gezilmesi gereken önemli bir yer. Mavi Nil’in doğduğu Tana Gölü, Bahir Dar, Aksum Krallığının baş kenti, Aksum, Gondar, Harar. Hepsi çok kadim kültürleri barındırmış, görülmesi gereken yerler.

LALİBELA YER ALTI KİLİSELERİ

Bunların dışında sadece Simien dağlarında kalan Etiyopya Kurtları gibi, Galeda maymunları gibi, Dik-Dik antelobu ( Madoqua) gibi endemik türleri bünyesinde barındıran tek ülke.

GALEDA MAYMUNU
ETİYOPYA KURDU

Kuş çeşitliliği açısından zengin ve kuş gözlemciliği yapmaya uygun doğasıyla başka bir cazibe merkezi. Ben çok kuş adı bilmem, ancak gördüğüm pek çok güzel kuşu fotoğraflamadan da duramadım.

Güneyde Omo vadisinde yaşayan Pastoralist kabilelere ev sahipliği yapan,

Nil nehrini besleyen 760 km lik Omo nehrinden adını alan bu vadide toplam nüfusları 500.000’i bulan ( Hamarlar, Karo’lar, Mursi’ler, Suriler ve diğer çeşitli ve renkli kabileler yaşamaktadır.

KARA KABİLESİ




KONSO KABİLESİ



DORZE KABİLESİ

HAMAR KABİLESİ

DASSANECH KABİLESİ

Ayrıca mavi nil’in kaynağının olan Tana gölünden çıkıp, Uganda, Kenya ve Tanzanya’nın sınırları arasında bulunan Victoria Gölü’nden doğan Beyaz Nil ile Etiyopya’dan doğarak Sudan topraklarına giren Mavi Nil, Hartum’da birleşir ve Afrikanın önemli bir bölümüne hayat verir. Tana gölünün kenarında kurulu bulunan Bahir Dar şehrinin tarihi önemi vardır.

Müslüman toplumu için gerek ilk hicretin yapıldığı, gerekse de İslamiyetin en büyük dördüncü şehri olan ve hatta Osmanlının bir süre idare ettiği Harar Şehri de bu topraklardadır.

Kral Lalibela’nın Kudüs’e benzeterek yaptırdığı, dünyada örneği olmayan yer altındaki monoblok kilise ve diğer yeraltı kiliselerinin olduğu Lalibela şehri de Aksum, Gondar şehirleri gibi görülüp, hissedilmesi gereken bu topraklara ait yerlerdir.

Kısacası tarihiyle, efsaneleriyle, yaşam şekilleriyle, coğrafyasıyla gezilmesi, görülmesi gereken bir ülkedir.

ETİYOPYA’NIN YAKIN TARİHİ

Etiyopyanın yakın tarihi çeşitli olaylar ve savaşlarla geçmiştir. İtalyan ordusunun bozguna uğratıldığı 1.Mart .1896 daki Adwa savaşı bunlardan en önemlisidir. İtalyanlar bu savaşta aldıkları yenilgiyi hiçbir zaman unutamadılar. Yıllar sonra1930 larda Bu sefer Benito Mussolini’nin Faşist rejimi bu savaşın intikamını almak, ayrıca İtalya’nın Eritresiyle, yine İtalya’nın Somalisi arasında Etiyopyayı köprü yapmak için 1934 yılında işgal’e başladılar. İtalyan orduları Etiyopya ordularından daha modern ve donanımlı olmalarına rağmen yine de kaybetme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmak için kimyasal silah kullandılar. 1936 yılının ilk baharında Etiyopya orduları savaşı kaybetmiş olarak geri çekildiler. Haile Selassie 2. Mayıs.1936 tarihinde ailesiyle birlikte Cibuti’ye hareket etti. Sürgün başlamıştı. (Haile Selassie’nin yaşamı için tıklayınız)

HAİLE SELASSİE

Ancak işgal uzun sürmedi. 1941 yılında İtalyanlar tekrar Habeşistandan yenilmiş olarak atıldılar. Haile Selassie bu tarihte Sudan, Etiyopya sınırından geçerek ülkesine geri döndü.

1961 yılında Eritreyle Etiyopya 30 yıl sürecek bir savaşa başladılar.

1971-1974 yılları arasında kıtlık sebebiyle 1.500.000 Etiyopyalı hayatını kaybetti. 12.Eylül .1974 yılında Mengitsu Haile Mariam, düşük rütbeli subaylardan oluşmuş Derg komitesini kurarak darbe yaptı ve Haile Selassieyi sarayına hapsetti. Selassie kısa bir süre sonra sarayında öldü. Derg yönetimi sağlık sebeplerinden olduğunu açıkladıysa da toplumun hafızasında ölüm sebebi hep bir soru işareti olarak kaldı. Mezarı yıllarca bulunamadı, Derg yönetimi devrildikten sonra sarayın tuvaletinin döşemelerinin altında ona ait olduğu söylenen kemikler bulundu. Mengitsu Haile Mariam için tıklayınız

1991 yılına kadar yönetimde kalan Derg komitesi bu tarihte devrildi ve Mengitsu Zimbabve’ye kaçtı, halen orada yaşamını sürdürmekte.

Etiyopyada 90 lı yıllardan sonra da kısa süreli, az kayıplı kıtlıklar, savaşa dönmesine izin verilmeden durdurulabilen etnik ayaklanmalar, Güneydeki Omo vadisi halklarına karşı girişilen baskılar sürmesine rağmen bu gün daha huzurlu bir ülke.

27 mart 2018 de 43 yaşındaki Abiy Ahmed Ali Etiyopya yönetmek üzere koalisyon tarafından seçildi. İlk işi Eritre ile yıllardır sürmekte olan savaşı ve gerginliği bitirmek oldu. Bu başarısıyla 2019 Nobel Barış Ödülüne layık görüldü.

ABİY AHMET ALİ

YENİ BİR DÖNEM BAŞLATTI


Yaklaşık bir yıl önce başbakanlığa getirilen Abiy Ahmed Ali, kısa bir süre içinde barışçı ve reformcu adımlar atarak, uzun yıllardır diktatörlük altında ezilen, etnik kökenli iç çatışmalar, savaş ve ekonomik sorunlar altında sürekli bir kriz yaşayan Etiyopya’da yeni bir dönem başlattı. Bu arada bir suikast girişimini atlatan Abiy Ahmed Ali, özellikle komşu ülke Eritre’yle 20 yıldır süren savaşı bitirerek Afrika’nın doğusunda uzun süredir büyük kan kaybına neden olan bir problemi çözdü, binlerce siyasi mahkûm ve tutukluyu serbest bırakarak ülke içinde barış için umut oldu. Etiyopya ordusunda subay olarak görev yaptıktan sonra siyasete atılan Abiy Ahmed Ali, başta Amhara ve Oromo olmak üzere çeşitli halk topluluklarının dillerini konuşuyor. Babası Müslüman bir Oromo, annesi de Hıristiyan bir Amhara olan Ali, bir dönem de Müslüman ve Hıristiyanlar arasında diyaloğun geliştirilmesi için çalışmalarda bulundu.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*