LA FORTUNA-ARENAL VOLKANI

La Fortuna’ya Arenal volkanını ve gölünü görüp, ertesi gün, sabah çok erken kuş gözlemeye ve fotoğraf çekmeye gidecektik. Varmamız öğlenden sonra 14.00 ü bulmuştu. Daha önceden bilgisini aldığımız “ Conteyner Hostel’e “ yerleştik. Eşyalarımızı bırakıp, Arenal Lodge’a volkanın fotoğraflarını çekmeye gittik. Güzel bir otel, volkanın fotoğraflarını çekerken ağaçların üzerine gelen maymunları da resimlemeyi ihmal etmedik.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı DSC08513-1024x683.jpg

Otelin büyük bahçesinde bir tur atıp çıkmak niyetindeydik. Ancak bahçe değil, sanki bir yağmur ormanıydı. Gezmek , bitkileri,çiçekleri ve kuşları izlemek çok keyifliydi. Kısa kesip çıkamadık. Hava kararmaya başlarken arabamıza binip,Lodge’un çıkışında gördüğümüz Arenal gölü tabelasına yöneldik, gölün içerisinde kurumuş ağaçlar, kökler ve bunların üzerine tünemiş su kuşları vardı. Bu manzaranın ardındaki volkanın görünüşü çok etkileyiciydi. Hava karamaya başladığında oradan ayrıldık. Akşam yerel bir lokantada yemeğimizi yedik ve yattık.

Arenal Gölü

Ertesi gün sabah sabah 6.30 da bir rehberle buluşup Arenal-Peninsula milli parkına kuş gözlemine gittik. Milli parka adımımızı attığımızda karşımıza en çok görmeyi istediğimiz kuş olan “ Keel-billed toucan”  çıktı. Yapraksız büyük bir ağaca tünemiş sakin, sakin etrafı seyrediyordu. Önce heyecanlı davranmamıza rağmen, uçmayacağını hissedince daha sakin izleyip, fotoğraflarını çektik.

Kell-billed Toucan

Kell-billed Toucan

Arenal milli parkı oldukça büyük bir ormanın içerisinde yer alıyor. Bir taraftan Arenal volkanına, diğer taraftanda Arenal gölüne ulaşıyor. İçerisinde pek çok kuş, memeli, sürüngen ve bitki çeşidini barındırıyor. Bu ormanlarda hayatımda hiç görmediğim kocaman çiçeklere rastladım herbiri çok etkileyiciydi.

 

Bu ve diğer milli parklarda karşımıza çıkan seyir kulelerini de başka ülkelerdeki milli parklarda hiç görmemiştim. Bütün ağaçların da üzerinde olduğunuz ve tüm ormanın büyüklüğünü hissettiren kuleler bunlar. Parkın içerisinde hiç fark etmeden uzun zaman geçirdik, bu kadar renkli bir doğanın ve yaban hayatının içerisinde olmak zamanı unutturmuştu.  

Seyir kulelerinden Ormanın görünüşü

Akbaba

AVATAR FİLMİNİN AĞACI

Park çıkışında Rain Forest kafe’ de kahvaltımızı yapıp, Monteverde’ ye doğru yola çıktık. Yolculuğumuz 4 saat boyunca vahşi doğanın, göllerin, nehirlerin içerisinde devam etti. Her an değişik bir kuş, bitki veya doğa oluşumunun karşımıza çıktığı, çok keyif verici bir yolculuk oldu. Avatar filminin bir kısmının bu bölgede çekildiğini daha önce okumuştuk, ancak yol üzerinde avatar filmindeki ağacın tabelasını karşımızda görünce heyecanlandık.( home tree)

Hemen arabamızı park edip, çok güzel bitkilerin, çiçeklerin, kuşların arasından ağacın bulunduğu tepeye doğru tırmanmaya başladık. Her adımda yeni ve değişik bitkileri izlemekten tepeye varmamız zaman almıştı. Sonunda dev gibi ağaç karşımızdaydı. Tepesini görebilmek için neredeyse yere uzanmak gerekecek kadar büyük ve heybetliydi. Ağacın bulunduğu tepeden göl manzarası yine karşımızdaydı ve üzerindeki yağmur bulutları hızla bize doğru geliyordu.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı DSC8279-1024x683.jpg

Hiç zaman kaybetmeden arabaya indik, vardığımızda yağmur iyice yakınımıza gelmişti.

Bu coğrafyada yağmurlar,  içinde bulunduğumuz Haziran ayında başlıyormuş. Hazirandan aralık ayının sonuna kadar artarak hiç durmadan yağıyormuş. Bizim bulunduğumuz günlerde her gün istisnasız yağdı. Gün içinde bir kez sağanak şeklinde yaklaşık iki saat, bir de gece yağıyordu. Ancak son gün arka arkaya üç kez gündüz yağdı. Yağan yağmur gerçekten ürkütücüydü. Bu yağmurun haftalarca yağıyor olması halini hiç hayal edemedim. Bunu yaşamak istemediğime karar verdim.

Monteverde Yazısı İçin Tıklayınız

Corcovado yazısını okumak için Tıklayınız

Kosta Rika yazısını okumak için Tıklayınız

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*