BHAKTAPUR

Bhaktapur    

Sabah erken kalkıp hazırlıklarımızı tamamladık. Rehberimiz günlük programı anlattı. Ziyaret edeceğimiz ilk yer Bhaktapur şehriydi, oradan Bouddhanath Stupa’yı, son olarakta Pashupatinath Tapınağını ve ölü yakma törenlerini izleyecektik.

Aracımıza binip yola çıktık, sabah saatlerinde trafik nispeten daha rahat, kısa bir yolculuktan sonra Bhaktapur Şehrine vardık. Park yerinde aracımızdan inip, dar sokaklardan şehre girmeye başladık. Beyaz,yüksek duvarlı ve süslü bir kapıdan içeri girince büyükçe bir meydanda kendimizi bulduk.

Bhaktapur Durbar meydanı

Bhaktapur Durbar meydanı, Katmandunun 13 km doğusunda bulunan, Bhadgoan olarak da bilinen Bhaktapur şehrinin merkezinde yer almaktadır. Pek çok tapınak ve tarihi eser ( Taleju çanı, Altın kapı,vb.) bu meydanda yer almaktadır. Aynı zamanda turistik bir bölge olması nedeniyle restoranlar ve hediyelik eşya satan dükkanlarıyla da çok renkli bir bölgedir. Hinduizm ve Jainizm’e inananlar için önemli bir dini bölge kabul edilir. Kapının girişinde solda, içlerinde tanrıların figürleri veya ufak heykelcikleri olan dört tane kubbeli küçük sunak var. İnsanlar bunların içerisine çiçek,meyve gibi şeyler koyup ibadetlerini yapıyorlar. 

JAINIZM

Jainizm Hindistanda ortaya çıkmış bir inanış ve yaşam tarzı kurallarıdır. İnandıkları bir tanrı veya güç yoktur. İnanışlarına göre; İnsanlar yeterince mükemmel ve üstün varlıklardır. O nedenle bir tanrıya ihtiyaçları yoktur. Jainler çok az yer ve içerler,bedenlerinin açlıkla terbiye olacağına inanırlar. Çile çekmeyi ve çile çekerek ölmeyi kutsal kabul ederler. Yaşamlarının sonuna yaklaştıklarını düşündüklerinde ölüm orucuna geçerler.

Kurucuları Mahaviradır. Mahavira 77 yaşında açlıktan ölmüştür.

Jainler;

Doğaya ve başka canlılara saygı gösterirler.

Vejeteryan ve veganlığı seçmişlerdir.

Köklü bitkiler yemezler,çünkü onların hala canlı olduklarına inanırlar,

Soğan,sarımsak gibi sebzeleri de yemezler, çünkü onların nefret,öfke,kıskançlık gibi duyguları arttırdıklarına inanırlar,

Her varlığa eşit davranıp,saygı gösteriler, kavga etmezler, şiddete karşıdırlar, ( Ahimsa)

Yalan söylemezler, her durumda gerçeği söylemeyi tercih ederler. ( Satya)

Hiç kimsenin malını,eşyasını veya parasını almazlar,hırsızlık yapmazlar. (Asteya)

Seksten,cinsellikten uzak dururlar. (Brahmacharya)

Mal,mülk edinmezler, bir şeye sahip olmazlar. (Aparighara)

Jainizm için tıklayınız

Altın kapı ve 55 Pencereli  Saray

Antik Nepal ( Newari ) mimarisinin en güzel ve sanatsal örneklerinden biri olan Bhaktapur Durbar Meydanı’ndaki Altın Kapı, sadece Nepal için  değil dünya içinde önemli bir eser,bir şaheser kabul ediliyor. Büyük sarayın bu kapısının adı  “altın kapı” olmasına rağmen kapı esasında yaldızlı bakırdan yapılmış. Kapının  üstünde 10 kollu ve dört kafalı Taleju’nun figürü var. Onun ertafı  gizemli canavarlarla ve diğer efsanevi yaratıklarla dekore edilmiş ve çok büyük arkeolojik, tarihi ve dini değerlere sahip olduğu söyleniyor. Ayrıca, yapıldığı dönemin mimari anlayışını, inançlarını ve dini değerlerini yansıtıyor olması açısından da çok önem veriliyor.


Malla Kralı, Ran Malla tarafından 1753 yılında Dudhkoshi ve Tolkha’yı fethettikten sonra yaptırdığı bu kapı, elli beş pencereli sarayın ana avlusunun ana giriş kapısıdır.

Ayrıca, Kumari Chowk ve Taleju Mandir’e erişim sağlar ve elli beş pence-renin iki bloğunu birbirine bağlar. Kapının tepesinde, güçlü Hindu Tanrı-çası Kali’nin bir figürü ve beraberinde iki cennet perisi tarafından destekle-nen Garuda (efsanevi bir kuş) imgesi ile süslenmiştir. ( Garuda için tıklayınız)

Kapı,Katmandu vadisindeki en güzel yaldızlı bakır eserlerden biridir. Kapının sağında ve solundaki duvarların üzerinde , iyi talihi simgeleyen bir vazo vardır,ayrıca Bhagwati, Ganesh, Bhairav, Kumari ve Kali gibi tanrı figürleri kapı çerçevesinin her iki tarafını süsler. Kapının hemen üstünde, Shri ve Laxmi’nin timsah ve kaplumbağa üzerine oturmuş heykelleri ile onların arasında on kollu tanrıça Taleju’nun büyükçe kabartma bir figürü vardır

Kapıdan içeri girildiğinde dar bir yoldan arka avluya geçiliyor. Burada Kraliyet havuzunu görüyoruz. Pek çok ziyaretçi havuzun etrafında fotoğraf çektiriyor.

Sarayın yapımına Kral Bhupatindra Malla tarafından başlanıyor,ancak 1754 e kadar tamamlanamıyor. Kraliyet havuzu ise daha inşaatın başlarında yaptırılıyor. Havuzun ertafı kobra yılanı figürüyle sarılı. Kobra Hinduizmde yağmur veren tanrı ve dostluk anlamına geliyor. Havuzun tam ortasında ise hepimizin belgesellerden gördüğü dik duruşlu kobranın piriçten yapılmış heykeli bulunuyor. Havuzun bulunduğu avlunun karşı tarafında bir tapınak var, ancak bu tapınağa Hindu olmayanların girmesine izin verilmiyor.

Sarayın bütün pencereleri Durbar meydanına bakıyor, bir rivayete göre Kral Bhupatindra Malla’nın 55 karısından her biri , ayrı pencerelerden meydana bakabiliyorlar ve birbirlerini göremiyorlar. Kral meydanda gezinirken o akşam için hangi karısıyla beraber olacağına karar veriyor ve geceyi onunla geçiriyor.

Kral Bhupatindra Malla Heykeli

Sarayın kapısından tekrar meydana çıktığınızda karşınızda ilk göreceğiniz tarihi eserlerden biri yüksek bir sütunun üzerinde oturur vaziyette yapıl-mış Kral Bhupatindra Malla’nın heykeli olacaktır.

Tanrı’ya dua pozisyonunda büyük bir sütun üstüne oturmuş Kral Bhupatindra Mallanın heykelide yüzü kapıya dönük olarak tam karşısında durmaktadır

Aslanlı  Kapı

Bu kapı her iki tarafına da yerleştirilmiş iki güzel Hindu tanrısı heykeline sahiptir. Bunu yapan esnafın ellerinin, onlara bir dokunuş yaptıktan hemen sonra kesildiği söylenir. Kıskanç bir Bhadgaon Kralının bunu, sanatkar aynısını başka yerlerde yapmasın diye kestirmiş olduğu düşüncesi yaygındır.f

Mini Pashupati Tapınağı

Bazı insanlar buna kraliyet rüya tapınağı diyor. Efsaneye göre bir zamanlar Lord  Shivaya inanan Kral Yaksha Malla, rüyasında, “ Lord Shiva’nın ken-disine kralın bu sarayının önüne Katmandudaki Pashupatinath  tapınağının aynısını inşa etmesini istediğini  söylediğini, bunun üzerine de tapınağın 1475 yılında inşa edildiğine inanılıyor. Tapınağın diğer adı Yaksheswor Mahadev Tapınağıdır.

Vatsala Durga Tapınağı ve Telaju Çanı

Telaju çanı Vatsala durga Tapınağının önüne 1737 yılında Kral Jaya Ranjit Malla tarafından yerleştirilmiştir. 2015 de meydana gelen depremde tapınak tamamen yıkılmış, ancak çan yerinde durmaktadır. Çan sabah ve akşam ibadetlerini haber vermek üzere buraya yerleştirilmiştir. 

Yıkılan tapınağın kaidesinde “ havlayan zil” olarak bilinen ikinci bir küçük çan bulunur. Rivayete göre bu zil çalındığında köpekler havlar ve ulurlar.

Pashupatinath Temple

Nyatapola Tapınağı

Taumadhi meydanında bulunan bu tapınak hem Bhaktapur meydanındaki hem de Katmandudaki en görkemli ve en büyük binadır. 1702 yılında Kral Bhupatindra Malla tarafından yaptırılmıştır. İnşasında Tahta ve tuğla kullanılmıştır. 1933 yılında meydana gelen 8.3 büyüklüğündeki depremde hiç hasar görmemesine rağmen 2015 yılındaki  7.8 büyüklüğündeki dep-remde basamaklardaki heykeller dışında tüm bina tamamen çökmüştür. Ancak takip eden yıllarda hızla yapılıp, tekrar ziyarete açılmıştır.

Tapınak  gittikçe daralarak yükselen 5 kademeli bir platformun üzerinde 6 katlı ve pagoda tarzında yapılmış bir tapınaktır. Dört köşesinde dört Ganesh tapınağı bulunmaktadır.

Tapınağa çıkan merdivenlerin  ilk sırasının sağında ve solunda güreşçi Phattu ve Jamel bulunur ve her birinin 10 adam gücünde olduğu inancı vardır. Hemen onların arkasında iki tane fil,fillerin arkasında iki tane aslan,aslanların arkasında iki ejderha ve onların arkasında da Baghini (Tigres) ve Singhni ( Lioness ) isimli iki tanrıça vardır. Tüm figürlerin bir birinden 10 kat daha güçlü olduğu söylenir. Bu tapınak Siddhi Lakshmi ye adanmıştır.

Yaptırılma efsanesi ise şöyledir;

Lord Shiva’nın vahşi bir enkarnasyonu olan Bhairava’nın dünyayı yok etmekle tehdit ettiği bir zamanda, Kral Bhupatindra Malla umutsuzca sevgi,bereket ve güzellik tanrıçası Parvati’yi çağırır. Ondan Bhairava’yı engellemesini ister. Parvati bunun üzerine Bhairava’nın tapınağından çok daha büyük bir tapınağı hemen onun yanına yapar. Tapınağı Siddhi Lakshmi ye adar ve Bhairavayı engeller.

Bhairava Nath Tapınağı

 2015 depreminde hasar gördü,halen onarımda. F

Dattatreya Meydanı ve tapınağı

Nepaldeki en eski kraliyet meydanıdır. Dattatreya tapınağının 1472 de tek bir ağaçtan yapıldığına inanılır. Sundurma daha sonradan eklenmiştir. Tapınak Brahma,Vishnu ve Shiva anlayışlarını birleştiren,bir nevi melez tanrı olan Dattatreya’ya adanmıştır.

Pattery Square

PASHUPATINATH TAPINAĞI

Nepal’in en kutsal Hindu tapınaklarından biri olan Pashupatinath Tapınağı, Katmandu’nun doğu eteklerinde bulunan Bagmati Nehri’nin her iki kıyısında yer almaktadır.

Pashupatinath, tanrı Şiva’ya adanmış en önemli tapınaktır. Binlerce yaşlı Hindu, buraya yaşamlarının son birkaç haftasında bir sığınak bulmaya, ölümle tanışmaya, nehrin kıyılarında yakılmaya ve son yolculuklarını, kendilerini kutsal Ganj nehrine kavuşturan ve kendisi de kutsal bir nehir olan Bagmati’nin suları ile seyahat etmeye gelirler. Nepal ve Hindistan’ın her köşesinden gelen Hinduistler burada ölmeyi ve yakılmayı isterler.

Yazının tamamı için tıklayın.

BOUDHANATH STUPA

36 metre yüksekliğindeki Boudhanath stupa, Güney Asya’daki en büyük stupalardan biri. Etrafında sayısız manastır bulunan Boudhanath, Nepal’deki Tibet Budizminin merkezidir.

Tibet’in Gyangtse stupasını kopyalamak için tasarlanmış bir mandala şeklinde inşa edilen stupa, 8. yüzyılda Licchhavi yöneticileri tarafından yenilenmiş. Stupa’nın konumu bir zamanlar Tibet’e olan antik ticaret yolunda uzandığı için ilginç. Burada Tibetli tüccarlar yüzyıllarca dinlenmiş ve ibadetlerini yapmış.

Stupa’nın dört tarafında da , farkındalığı simgeleyen Buda’nın her şeyi gören gözleri var. Kanopi’nin ( sundurma) 13 aşaması var. Zemin seviyesinde, 147 nişlik bir tuğla duvar ve bakır dua tekerleklerinin arkasında meditasyon yapan Buda’nın 108 imgesi var. Ziyaretçiler stupa’nın etrafında dönerken bir yandan dualarını ediyor, diğer yandan da dua tekerleklerini döndürüyor.

Tapınağın arka tarafındaki boşluk alanda bazı inanalar uzun bir ibadet sürecini yaşıyorlar.Orada yatıp,kalkıyorlar,dua ediyorlar.Ayrıca seccade büyüklüğünde bir tahtanın üzerinde önce dizlerinin üzerine oturup, ardından tahtanın sonuna kadar giden bir sürünme hareketi yapıyorlar. Bu hareketi yaparken avuç içlerinin tamamının tahtaya temas etmesine çalışıyorlar. Bazıları ellerini altına bez veya karton koyarak hem avuç içlerini koruyor,hem de kaymayı sağlıyor.

Boudhanath Stupa’nın bulunduğu meydanda,giriş kapısının solunda yerel bir resim sanatı olan ” Thangka” yapan, nasıl yapıldığını anlatan ve daha önce yapılmış resimleri satan bir galeriye girdik. İçeride bir çok resim vardı. Resimler ilk bakışta birbirlerine çok benzer gibi gözüküyorlar. çünkü tüm resimler daire içerisinde veya daire ve kareler halinde. Genç çocuklar bizleri karşılarına alıp, boyaları, parşömenleri bu tekniğin nasıl uygulandığını uzun uzun anlattırlar. Daha sonra da satış yapmak istediler.

Thangka için tıklayınız

Sonuç

Katmandu vadisinde mümkün olduğunca yavaş,yavaş,içinize sindirerek gezmelisiniz. Çünkü şehrin her yerinde çok eski tarihi yapılar,detaylı,nakış gibi işlenmiş ahşap oymacılığının muhteşem örnekleri, renkli insan profilleri var. Koşturarak yapılacak bir yolculuk pek çok detayı gözden kaçırmanıza neden oluyor. Hele bir de rehberiniz bunun farkında bir insansa, yarım,yamalak bilgilerle tur bitebiliyor. Biz rehberlerimizden çok memnunduk. Sanıyorum iyi bir turizm şirketiyle yola çıkmamız sayesinde bu mümkün oldu.

İnsanlar güler yüzlü ve samimi. Gördükleriniz ve hissettikleriniz, şehrin fiziki olumsuzluklarını görmemenize yetiyor. Başka bir dünya,başka bir kültür,başka bir doğayı yaşıyor ve “ iyi ki buradayım “ diyor insan.N

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*